57
7 shares, 57 points

Evrim, türlerin adım adım çevrelerine uyarlanım sağladıkları uzun vadeli bir süreçtir, değil mi? Evet, çoğu zaman öyledir ama mavi midye için değil. Ağustos 2006’da New Hampshire Üniversitesi’nden Aaren Freeman ve James Byers, mavi midyelerin yeni bir istilacı avcı türe karşı geliştirdikleri savunma mekanizmaları ile sadece 15 yıl içerisinde evrildiklerini açıkladılar! Milyonlarca yıllık fosil kayıtlarının ölçeğinden bakınca, 15 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre.

Asya kıyısı yengeci adı verilen tür ABD’nin doğu kıyısını yaklaşık 15 yıl önce istila etti ve yerli bir tür olan mavi midye ile beslenmeye başladı. O zamanlar mavi midyenin Asya’dan gelen bu egzotik ve saldırgan yengece karşı hiçbir savunma mekanizması yoktu. Ancak mavi midye daha ilk zamanlarda bu yengecin baskısına karşı, birkaç ay içinde daha kalın bir kabuk oluşturarak cevap verdi. Bu fazladan direnç yengecin saldırılarını önlemede işe yaradı – midyeyi daha çetin bir ceviz haline getirdi!

Evrim bunun neresinde?

ABD’deki gazete haberleri bu midye/yengeç ilişkisini “evrim işbaşında” ifadesine bir örnek olarak gösteriyor, ama bunun gerçekten öyle olduğunu nasıl anlayabiliriz? Midyeler bu yeni avcıdan korunmak için elbette kabuklarını kalınlaştırıyorlar ama zaten birçok organizma yeni durumlar karşısında evrim adı verilmeyecek türde duyarlılıklar gösterebilir. Ayrıca biliyoruz ki, mavi midye tanıdık avcı türlerinin (örneğin yeşil yengecin) suda bulunan kimyasal işaretlerini algılayıp kabuğunu zaten kalınlaştırmaktadır. O zaman belki de kabuk kalınlaştırma özelliği eski bir savunma taktiğinin yeni bir durumda da işe yarayabildiğini göstermektedir ve herhangi bir yengeç (yerli ya da istilacı) mavi midyenin koruyucu kalkanını oluşturmasını tetikleyebilir.

Midyenin evrildiğinin kanıtı olarak, Freeman ve Byers, midyenin savunma davranışının zaman içerisinde değiştiğini göstermek zorundaydı. Ama ne yazık ki hiç kimse mavi midyenin avcıya karşı olan davranışını 15 yıl önce, yani Asya kıyısı yengeci sahneye çıkmadan önce ölçmemişti. Ancak Freeman ve Byers bu iki hayvanın ABD’nin doğu kıyısındaki yayılış durumundan faydalanmayı akıl ettiler. Mavi midye New England bölgesinin yukarısı ve aşağısında kalan kıyılarda, yani Maine eyaletinin tüm kıyı şeridinde yayılış gösterirken, Asya kıyısı yengeci henüz Maine eyaletinin kuzey kıyılarına ulaşamamıştı. Bu da, Maine eyaletinin kuzey kıyılarında yaşayan mavi midyelerle Asya kıyısı yengecinin henüz hiç karşılaşmamış olması anlamına geliyordu. Dolayısıyla kuzeyde yaşayan bu mavi yengeçler, yeni avcı türünden kaynaklanabilecek ve doğal seçilim doğal seçilim sonucunda oluşabilecek özel bir davranış geliştirmemiş ve adeta mavi midye türünün 15 yıl önceki, yani istiladan önceki haline hala sahip olmalıydı.

Bu mantık çerçevesinde, araştırmacılar şu hipotezi kurdular: Asya kıyısı yengecinin etkisiyle güneydeki midye popülasyonu evrilirken, bu etkiye maruz kalmayan kuzeydeki midye popülasyonu benzer bir evrilme süreci geçirmemiştir. Bu hipotezi sınamak için, kuzeydeki ve güneydeki midyelerin avcıya karşı savunma davranışlarını karşılaştırmaları gerekiyordu. Bunun için, New England’ın farklı yerlerinden aldıkları midyeleri kovalara yerleştirerek bir deney düzeneği hazırladılar. Ardından küçük kafeslere yerleştirilmiş farklı yengeçleri bu kovaların içine bıraktılar. Bu düzenekte yengeçler midyeleri öldüremezken, midyeler yengeçlerin kovadaki suya bıraktıkları kimyasal işaretlerini algılayabiliyorlardı.

Üç ay sonra midyelerin kabuk kalınlıklarını ölçtüler. Bütün midyeler (kuzey ve güneydekiler), yeşil yengece (New England kıyılarında yerel olarak yaşayan bir yengeç türü) karşı kabuklarını kalınlaştırmışlardı. Öte yandan, Asya kıyısı yengecine karşı sadece güneydeki midyeler kabuklarını kalınlaştırmışlardı! Öngörüldüğü gibi, kuzeydeki midyeler (“istilacı-öncesi” popülasyon) bu egzotik avcıya karşı bir savunma mekanizması geliştirmemişti.

Yapılan bu deney güney midyelerinin istilacı yengeçlerin baskısına karşılık olarak evrildikleri hipotezini destekliyor. Peki ama burada tam olarak evrilen nedir? Kabuk kalınlaştırma yeteneği mi? Hayır, değil, çünkü kuzey midyelerinin yeşil yengecin varlığı karşısında gösterdikleri davranışta görüldüğü gibi, midyelerin kabuk kalınlaştırma yeteneği Asya kıyısı yengeci istilasından önce de vardı. Onun yerine, kabuk kalınlaştırma mekanizmasını devreye geçiren sistem evrim geçirmiş gibi görünüyor. İstila öncesinde midyeler, sadece yeşil yengecin sudan yayılan kimyasal işaretlerine duyarlılardı. İstiladan 15 yıl sonra, Asya kıyısı yengecinin beslenme davranışından kaynaklanan doğal seçilim baskısıyla midye popülasyonunda bu yengecin kimyasal işaretlerine karşı da bir duyarlılık evrildi.

Mavi midyelerin istilacı bir türün baskısına karşı evrilerek savunma mekanizmaları geliştirmesi sıradışı bir hızda gerçekleşmiş olabilir ama istilacı bir türün baskısı karşısında evrilmek kesinlikle sıradışı değildir. Bir türün yeni bir yaşama ortamını istila etmesi sıklıkla evrilmeye neden olur, bu hem istilacı hem de istiladan etkilenlenler için geçerlidir. Örneğin istilacı bir ot türüne karşı kelebekler yeni beslenme tercihleri geliştirirken, istilacı konak bitkilerine karşı sabunçiçeği böcekleri farklı büyüklüklerde ağız parçaları geliştirerek evrildiler. Diğer yandan, Kuzey Amerika’yı istila eden serçeler farklı vücut büyüklükleri kazanarak evrildi. Karayip adalarını istila eden kertenkeleler ise farklı fiziksel özellikler geliştirerek evrildi. Ancak bir adım geriye çekilip bu evrimsel ilişkilere daha derinlemesine bakacak olursak, istila edenle istila edilen arasındaki ayrım bulanıklaşır. Milyonlarca yıllık bir zaman ölçeğinde, yerli türler olarak bildiğimiz klasik türler bile istilacı türler olarak görülebilir. Örneğin Darwin’in ispinozları Galapagos adasının posterlerinde yer alan hayvanlar olabilirler, ancak yaklaşık 2.8 milyon yıl önce onlar da Güney Amerika anakarasından Galapagos adalarına yeni varmış olan istilacılardı. Biyologların istilacı türler konusundaki kaygıları istilaların neden gerçekleşiyor olduğu üzerine değil, bu istilaların günümüzde ne sıklıkta olduğu üzerinedir, çünkü istilalar yeryüzündeki yaşamın basit bir tarihsel gerçeğidir. İnsanlar yeryüzündeki ekosistemlerin birinden diğerine daha önce görülmemiş bir sıklıkta seyahat ettikçe, beraberlerinde istilacı türleri de bir ekosistemden diğerine taşımaktadır ve böylece sonuçları belirsiz evrimsel süreçler işlemeye başlamaktadır. Bazen bir istilacı tür zincirleme bir evrimsel değişim sürecini tetiklemekte (Asya kıyısı yengecinin mavi midyelerin evrilmesiyle sonuçlanan etkisi gibi) ve bazen de bu istila zincirleme bir yok oluş yok oluş sürecinin başlamasına yol açmaktadır.

Kaynak : Evrimi Anlamak Web Sitesi (www.evrimianlamak.org)


Daha fazlasını okumak için :

  • Freeman, A. S., and Byers, J. E. (2006). Divergent induced responses to an invasive predator in marine mussel populations. Science 313(5788):831-833. okumak için (İngilizce)
  • Grant, P. R., and Grant, B. R. (2002). Adaptive radiation of Darwin's finches. American Scientist 90(2):130.
  • Mooney, H. E., and Cleland, E. E. (2001). The evolutionary impact of invasive species. Proceedings of the National Academy of Sciences 98(10):5446-5451. okumak için (İngilizce)


Kaynakça :

  • Freeman, A. S., and Byers, J. E. (2006). Divergent induced responses to an invasive predator in marine mussel populations. Science. 313: 831–833.
  • Grant, P. R., and Grant, B. R. (2002). Adaptive radiation of Darwin's finches. American Scientist. 90: 130.
  • Mooney, H. E., and Cleland, E. E. (2002). The evolutionary impact of invasive species. In The future of evolution (pp. 58–63). National Academies Press: Washington DC.

Arkadaşlarınla paylaş!

57
7 shares, 57 points
Bi Format Seçerek Başlayalım
Test
Her Konu Olabilir Çünkü Neden Olmasın
Genel Kültür Testi
Bilgi Seviyesi Ölçer
Anket
Kim Neye Ne Diyor
Hikaye
Burdan Herşey Yapılıyor.
Liste
Anam Babam Liste
Ters Liste
Bir Numarayı Merak Etmek İçin
Açılır Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item